Avcılar Escort Youtube Mp3 Youtube Mp3 Youtube Mp3Youtube Mp3 Youtube Mp3

Sakal-ı şerifin değeri

  • 15 Ocak 2020
  • 12 kez görüntülendi.
Sakal-ı şerifin değeri

Sakal-ı şerifin değeri

Sual: Peygamber efendimizin sakal-ı şerifi, hırkası veya başka bir eşyası ile bereketlenmeye putçuluk diyenler var. Onu methetmeye, Onu vesile ederek yardım istemeye şirk diyenler var.
Bu konuyu açıklar mısınız?
CEVAP
Allahü teâlânın âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olduğu, (Habibim) buyurduğu O sevgili Peygamberi övmek, (Her istediğini vereceğim) müjdesi ile şereflenmiş olan o en yüksek Peygamberi vesile etmek, asla şirk olur mu? Sakal-ı şerife hürmet hiç putçuluk olur mu?

Resulullahı, Allahü teâlâ övmüştür. Kendisi de, kendisini överek, Allahü teâlânın kendisine ihsan ettiği nimetleri saymıştır. Bunları hakikati bildirmek için dediğini, yoksa peygamberlik vazifesini yapmamış olacağını onlarca kere bildirmiştir.

Resulullah efendimizi övmek ibadettir. Eshab-ı kiramın tüm bunlar övmüştür. Bunlardan Hassan bin Sabit ve Kab bin Züheyrin uzun methiyeleri meşhurdur. Kab, kasidesinde fazlaca övmüştü. Resulullah efendimiz, bunu beğenip, Kab’ın kusurunu af buyurup, kutsal hırkasını ona hediye etmişti. Bu hırka-i mutluluk, şimdi Topkapı sarayındadır.

Uzun zaman Resulullah efendimize hizmetle şereflenen Enes bin Malik, kendisi ile beraber bir sakal-ı şerifin defnolunmasını vasiyet etti. Allahü teâlânın huzuruna sakal-ı şerif ile birlikte çıkmak istedi. (Buhari)

Peygamber efendimizin, sakal-ı şerifinin mübarek kıllarını, bereketlenmeleri için insanlara verdiği, Kütüb-i sittede yazılıdır. Kadı İyad, diyor ki: Resulullah efendimizin faziletlerinden biri de şudur ki, Halid bin Velid, başında, sarığı arasında bir sakal-ı şerif taşırdı. Bunu taşıdığı her muharebede zafer kazanırdı. Hâlid, kutsal bir kılı nedeni ile muradına kavuşuyor da, Resulullah efendimizin kutsal zat-ı şerifini vesile ederek Allahü teâlâdan dilekte bulunanlar kavuşmaz olur mu? (Şif’a)

Çok kıymetli bir itikad kitabı olan Nur-ül-İslam’da aynen şöyle buyuruluyor:
Peygamber efendimizin eşyaları ile bereketlenmek, Onun kutsal gözleri önünde yapılmış, durağan bir iştir. Resulullah efendimiz de, bu işi beğenip kabul buyurmuştur. Onun vefatından sonrasında da bu iş süre gelmiştir. Çünkü Allahü teâlâ, Onun kendi eşyalarına, dokunduğu şeylere ve kutsal tenine dokunan şeylere birçok meziyetler vermiştir ki, bunlarla bereketlenilir ve faydalanılır.

Hazret-i Ebu Bekir’in kızı Hazret-i Esma, Peygamber efendimiz hayatta iken giydiği bir cübbe çıkarıp, (Şifa bulmaları için, biz bunu yıkayıp hastalara veriyoruz) dedi.

Abdülkasım bin Me’mun hazretlerinin yanında, Peygamber efendimizin bir çanağı vardı. Bundan su verdiği hastalar şifa bulurlardı. Peygamber efendimiz abdest almış olduğu vakit, Eshab-ı kiram, Onun abdest suyuna dokunmak ve düşen bir kılını almak için yarışırlar ve bununla bereketlenirlerdi. O da bu hareketlerini kabul buyururdu. Hatta, kutsal başını tıraş ettiği vakit, bereketlenmek için, kutsal saçını, Eshabı arasında paylaştırmasını Ebu Talha hazretlerine emrederdi. (Buhari)

Hazret-i Ebu Cuheyfe diyor ki:
(Resulullah efendimiz, öğle sıcağında çıkıp abdest aldı. Oradakiler kalkıp, Onun ellerini tutup, yüzlerine sürdüler. Bir de ben, onun kutsal ellerini tutup yüzümün üzerine koydum. O sıcakta kutsal elleri, kardan daha soğuktu ve miskten daha güzel kokuyordu.) [Buhari]
(Ellerini tutup yüzlerine sürdüler) ifadesi, faziletli ve salih kimselere dokunarak bereketlenmenin meşru olduğunu gösteriyor.

Hazret-i Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullah bir yarası olan kimseyi tedavi ederken, işaret parmağını yere koyar ve kaldırıp, “Bismillahi türbetü erdina rezerv ba’dina liyüşfa bihi sekimüna biizni Rabbina” derdi.) [Müslim]

İmam-ı Nevevi buyuruyor ki:
(Hadis-i şerifin manası şöyledir: İşaret parmağını kutsal ağız suyu ile ıslatıp, sonrasında toprağın yapışması için yere koyar, sonra illetli ve yara olan yere devam eder ve bu elini sürerken, Allahü teâlânın ism-i şerifiyle bereketlenmek için bu duayı okurdu.)

Hadis-i şerif kitaplarında, Eshab-ı kiramın Peygamber efendimizin eşya ve eserleriyle; teri, gözyaşı ve ağız suyu ile bereketlendiklerine dair misaller çoktur.

Resulullah efendimizin sakal-ı şerifinin birtakım telleri, halifeler, müslüman hükümdarlar tarafınca korunmuş ve günümüze kadar gelmiştir. Bir kısmı Osmanlı Sultanlarının hazinelerindedir. Allahü teâlâ, onlara rahmet eylesin.

Bu kutsal tellerden birkaçı, Kuzey Irak’ta Süleymaniye’ye bağlı Halepçe kazasının Beyare nahiyesindedir. Benim gözlerim önünde bunlar vesile edilerek kıtlığın bitmesi ve yağmurun yağması için yakarma edildi ve derhal kucak kucak yağmur yağdı.

Düşmanların hücumu esnasında bunlar vesile edilerek yakarış edilmiş ve müslümanlar, düşmanın şerrinden korunmuşlardır. Bu anlattıklarımız, buralarda yaşayan müslümanlarca malumdur. Bunlarda kuşku etmenin yeri yoktur. Bunlarda şüphe edenler, Yusuf suresinin 93-96. âyet-i kerimelerine baksınlar: ([Yusuf aleyhisselam,] şu gömleğimi götürün de, babamın yüzüne koyun, [gözleri] görecek duruma gelir ve bütün ailenizi bana getirin, dedi. Kafile ayrılınca, babaları: “Eğer bana bunamış demezseniz, inanın ben Yusuf’un kokusunu alıyorum” dedi. Çevresindekiler: “Allah’a yemin ederiz ki, sen, hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler. Müjdeci gelip, gömleği Yakub’un yüzüne sürünce, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine Yakub, “Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?” dedi.) [Nur-ül-İslam s.122-125]

Nur-ül-İslam’dan aldığımız bu yazıdan da anlaşılacağı benzer biçimde, kutsal eşyalarla bereketlenmek oldukça güzel bir iştir, putçulukla hiçbir ilgisi yoktur.

Bir örnek daha verelim:
Resulullah efendimiz aleyhisselam çarşıya çıkıp, bir entari satın aldı. Giderken görmüş oldu ki, bir a’ma oturmuş, (Allah rızası için ve Cennet elbiselerine kavuşmak için, bana kim bir gömlek verir) diyordu. Almış olduğu entariyi buna verdi. A’ma, entariyi eline alınca, misk benzer biçimde güzel koku duydu. Bunun, Resulullah efendimizin kutsal elinden geldiğini anladı. Çünkü, Resulullahın bir kere giydiği her şey, eskiyip dağılsa bile, parçaları da misk gibi güzel kokardı. A’ma yakarma ederek, (Ya Rabbi, bu gömlek hürmetine, benim gözlerimi aç) dedi. İki gözü derhal açıldı. (Zad-ül Mukvin)

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
  1. Deniz dedi ki:

    Emeğinize saglik.

  2. berkant dedi ki:

    yüreğinize sağlık değerli bilgilerinize için.

  3. Selen dedi ki:

    Emegine Yuregine Saglik..

BİR YORUM YAZ