Avcılar Escort Youtube Mp3 Youtube Mp3 Youtube Mp3Youtube Mp3 Youtube Mp3

Şeytanın amelin sahih olup olmadığında şüpheye düşürerek vesvese vermesi

  • 20 Ocak 2020
  • 28 kez görüntülendi.
Şeytanın amelin sahih olup olmadığında şüpheye düşürerek vesvese vermesi

Bu vesveseye yakalanan kişilerin saatler devam eden gusül abdesti aldıklarını, kıldıkları namazı onlarca kere yine ettiklerini, abdest alıp oturduktan sonra, “Acaba şu uzvumu yıkadım mı?” diyerek tekrar kalkıp abdest almaya gittiklerini çokça duymuşsunuzdur. Hatta namaza durup niyet ettiklerinde bile, “Acaba niyetim oldu mu?” diyerek onlarca defa niyeti yine ederler ve bir türlü namaza başlayamazlar.

Bu vesvesenin 3 merhemi vardır:

  1. Merhem: Fıkıh ilmini bilmek ve bu sayede amelin ölçüsüne vâkıf olmaktır. Zira bu vesvesenin gelmesinin en büyük sebebi onun cehaletidir. Bu bölümde kişiyi en çok vesveseye düşüren amellerin ölçülerini nakil edeceğiz ki, şeytan amelinin sahih olup olmadığı hususundan ona vesvese veremesin.

Hanefî mezhebinde bir elbiseye namaza mâni olacak bir necaset bulaşsa ama pisliğin yeri belirlenemese elbisenin tamamını yıkamaya gerek yoktur. Elbisenin bir bölümünü yıkamak kâfidir. Pislik başka yerde olsa ve yıkanmasa dahi artık bu kıyafet temiz sayılır ve onunla namaz kılınabilir.
Bir kimse namazda 3. Rekâtta mı yoksa 4. Rekâtta mı olduğunu belirleyemese bakılır, eğer bu şahıs böyle bir kararsızlığa çokça düşüyor ve bu tür vesvese ona çokça geliyorsa kuvvetli zannı hangi rekâtta olduğuna hükmediyorsa ona nazaran namazını tamamlar ve sehiv secdesi de yapmaz. Zannında yanılmış olsa ve namazı noksan ya da fazla kılsa bu, namazına zarar vermez. Çünkü insan, gücünün yettiği ile mükelleftir.
Bir insan tuvaletten çıktığında üstüne küçük abdest bulaştığını zannetse eğer bu zan bir delilden gelmiyorsa elbisesinin üstüne su serper. Bu sayede elbisesinde ıslak yer arama telaşından kurtulur. Elbisesinde gördüğü ıslaklığı serptiği suya hamleder. Bunu icra eden ferdin bakış açısından elbisesine bulaşan küçük abdest izi kaçsa ve elbisesi hakikatte kirli olsa dahi bu ondan sorumlu değildir.
Bir kimse zaman namazını kılıp kılmadığından şüphe etse eğer vakit çıkmamışsa o namazı kılar. Ama şayet zaman çıkmışsa o namazı kılmaz. Çünkü Müslüman’ın namazını vaktinde kılması esastır. Böyle vakit çıktıktan sonra kuşku eden ve zaman çıkmış olduğu için namazı kılmayan kişi hakikatte o namazı kılmamış olsa dahi o bundan mesul değildir.
Bir kimse abdest aldıktan sonrasında bir uzvunu yıkayıp yıkamadığı hususunda kuşku etse bakılır, şayet o kişi bu tür bir şüpheye asla düşmüyorsa basar ve şüphe ettiği uzvu yıkar. Hanefîlere göre abdesti baştan alması gerekmez, ancak yıkamadığını zannettiği uzvu yıkar. Ama bu tür şüpheye sürekli düşen birisi ise bu, vesvese kabul edilir ve o şahıs kuşku etmiş olduğu uzvunu yıkamaz. Velev ki, abdest anında o uzvu yıkamamış olsa dahi o bundan sorumlu değildir ve abdesti öylece kabuldür.
Bir kimse namaz kılarken zamm-ı sureyi bitirdikten sonrasında ya da zamm-ı sureyi okurken Fatiha suresini okuyup okumadığından kuşku etse Fatiha süresini yine okuması gerekmez. Çünkü aslolan olan Fatiha suresini namazın başlangıcında okumasıdır ve sadece kuşku onun okumadığını göstermez. Bu şüpheye düşenin yapacağı şey, Fatiha suresini okumuş kabul ederek namazını tamamlamaktır.
Gusül abdesti alan bir kişi gusülden sonra bir uzvunu yıkayıp yıkamadığından şüphe etse bakılır, bu tür kuşku her zaman kendisine gelmeyen biri ise basar ve kuşkulandığı uzvu yıkar. Ama bu vesvese her vakit kendine gelen birisi ise o uzvunu yıkanmış kabul eder. Hakikatte yıkanmamış olsa bile bu guslüne zarar vermez. Kuvvetli bir zan ile her tarafının yıkandığına hükmettiğinde abdestini tamamlamış olur. Gusül abdesti almak için saatlerce yıkananlara herhâlde bu fetva bir merhem olacaktır.
Bir kimse abdest aldığından emin olsa bozup bozmadığını ise hatırlayamasa abdestli kabul edilir. Çünkü abdest almış olduğu bilgisi yakîndir. Yani kati bilgidir. Abdestini bozması ise şektir, doğrusu şüphedir. Şüphe ise kesin bilgiyi hükümden düşüremez.
Eserimiz vesvese ile alakadar olup müstakil bir fıkıh eseri olmadığından bu kadar fetva ile yetinerek işin aslını alakalı fıkıh eserlerine havale ediyoruz. Burada naklettiğimiz fetvalardan bilhassa şunu anlamalıyız ki, dinde güçlük yoktur. Din kolaylıktır. Dini kendisine zorluk yapanlar bu dinin hakikatini bilmeyenler ve fıkıh ilminden çok uzak olanlardır.

  1. Merhem: Ehl-i Sünnet itikadında olan birisi bu vesveseye yakalanmaya layık değildir. Zira Ehl-i Sünnet itikadınca Cenab-ı Hakk bir şeyi emreder, o güzel olur. Bir şeyi de yasaklar, o çirkin olur. Yani buyruk ile güzellik, yasak ile de çirkinlik tahakkuk eder. Yoksa bir şeyin güzel yada çirkin olması o şeyin bizzat kendi zatına ilişik değildir.

Mesela içkinin kirli olması Cenab-ı Hakk’ın onu yasaklaması ve ona kirli demesinden ötürüdür. Suyun temiz olması ise Cenab-ı Hakk’ın ona temiz deyip helal etmesinden ötürüdür. Ya da inek etinin helal olması Allah’ın ona pak deyip helal etmesinden, domuzun haram olması ise Allah’ın ona kirli deyip yasaklamasından ötürüdür.

Bunlar benzer biçimde, kulun bilgisi olmadığı için hakikatte kusurlu ve noksan olan bir amele Allah güzel derse o amel güzelleşir ve kabul edilir. Zira ameldeki güzellik ve çirkinlik kulun bilgisine bakar ve ona göre şekillenir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ